All About Oscar / Oscar'a Dair Her Şey
e-mail: DeaconALP@gmail.com

Rams 2015 Hrútar

İnatçılar


rams-hrutar-barany islandzka opowiesc-inatcilar
Rams-Hrutar-Barany. Islandzka opowiesc-İnatçılar

''Ruhunu kaybetmemişsin.''
Gummi ( Sigurður Sigurjónsson )

rams
Rams

Rams / Hrútar / Barany. Islandzka opowiesc (İnatçılar), Grímur Hákonarson'un yazıp yönettiği, kadrosunda: Gummi rolüyle Sigurður Sigurjónsson, Kiddi rolüyle Theodór Júlíusson, Katrin rolüyle Charlotte Bøving, Bjarni rolüyle Sveinn Ólafur Gunnarsson, Grímur rolüyle Gunnar Jónsson, Runólfur rolüyle Jon Benonysson, Sindri rolüyle Þorleifur Einarsson, Eygló rolüyle Ingrid Jónsdóttir, Villi rolüyle Jörundur Ragnarsson, Finnur rolüyle Viktor Már Bjarnason, Tóti rolüyle Ólafur Ólafsson, Þórey rolüyle Jenný Lára Arnórsdóttir, Hildur rolüyle Guðrún Sveinbjörnsdóttir, Beggi Lögga rolüyle Þorsteinn Gunnar Bjarnason, Sigga Lögga rolüyle Anna Sæunn Ólafsdóttir ve Sigurlína rolüyle Sigurlína Tryggvadóttir'in yer aldığı 2015 İzlanda-Danimarka-Norveç-Polonya ortak yapımı dram filmidir.

A Tragicomedy about brothers who haven't spoken in four decades

rams
Rams

rams
Rams
rams-beliers-inatcilar
Rams-Beliers-İnatçılar
beliers
Beliers
inatcilar
İnatçılar

rams-inatcilar
Rams-İnatçılar

İki kavgalı kardeş, bitmeyen bir inat ve İzlanda'nın nefes kesen manzarasında bir sürü ödüllü koyun… Gözlerden uzakta bir vadide iki kardeş, Gummi ve Kiddi, yan yana çiftliklerde, nesillerdir ödüllü koyunlar yetiştirirler. Arazileri ortak, yaşantıları neredeyse aynı olmasına rağmen iki kardeş birbiriyle neredeyse 40 yıldır hiç konuşmamıştır. Kiddi'nin koyunları bulaşıcı bir hastalık yüzünden telef olmaya başlayınca, yetkililer mezradaki tüm hayvanları itlaf kararı alır. Elbette Gummi ve Kiddi, bu kadar kolay pes etmeyecek, en yakınlarını, yani koyunlarını kurtarmak için işbirliği yapmayı bile göze alacaklardır. Amansız Kuzeyli mizahıyla İnatçılar, İzlanda'nın Oscar adayı oldu.

THE FOREIGNERS OF THE OSCARS / OSCAR'IN YABANCILARI

İstanbul Modern Sinema, Oscar heyecanı yaklaşırken Başka Sinema işbirliği ve Sinema Sponsoru Türk Tuborg A.Ş.'nin katkılarıyla, ''Yabancı Dilde En İyi Film'' kategorisine aday 18 filmlik bir program sunuyor. Önümüzdeki günlerde sonuçları açıklanacak bu çekişmeli yarışta adı öne çıkan filmlerden oluşan bu seçki, Oscar adayı olmalarına rağmen aslında Hollywood kulvarının dışında, dünya festivallerinde başarılı olmuş, farklı dil ve kültürlerden filmlerin buluştuğu bir kategoriyi temsil ediyor. Oscar'ın Yabancıları kapsamında İzlandalı yazar, yönetmen ve editör Grímur Hákonarson'un son filmi ''İnatçılar''ı izleme şansını buldum.

Filmekimi kapsamında da yer alan Rams / Hrútar (İnatçılar); yıllardır ödüllü koçlar yetiştiren ve yan yana çiftliklerde yaşamalarına rağmen 40 yıldır birbiriyle konuşmayan iki bekar kardeşin trajikomik hikayesini anlatıyor.

rams
Rams

300.000'den fazla insan ve 800.000'den fazla koyunun bulunduğu bir ülkede gözlerden uzakta bir vadide sadece çok gerek duyduklarında bir çoban köpeği tarafından iletilen mesaj yoluyla iletişim kuran inatçı mı inatçı kardeşler geleneksel olarak koyunların bacak, kuyruk sokumu, sırt gibi bölgelerine bakılarak yapılan yılın en iyi koyunu ödülü yarışmasında bir araya gelirler. Bu yarışmada, 1. Sproti, 2. Garpur ve 3.Heysi seçilirken, koyunun sırt kasının yarattığı kıl payı bir farkla kardeşi Kiddi'nin (Theodór Júlíusson) koyunu Sproti'nin yarışmayı kazanması ve kendi koyunu Garpur'un ikinci olmasıyla dünyası başına yıkılan ağabey Gummi (Sigurður Sigurjónsson) bu sonucu gururuna yediremez ve yetkililere kardeşinin koyunu Sproti'nin Scrapie hastası olduğunu iddia eder.

rams-hrutar-sigurour sigurjonsson
Rams-Hrutar-Sigurour Sigurjonsson

rams-hrutar-sigurour sigurjonsson
Rams-Hrutar-Sigurour Sigurjonsson

rams-hrutar-sigurour sigurjonsson
Rams-Hrutar-Sigurour Sigurjonsson

rams-hrutar-sigurour sigurjonsson-theodor juliusson
Rams-Hrutar-Sigurour Sigurjonsson-Theodor Juliusson

rams-hrutar
Rams-Hrutar

rams-hrutar-sigurour sigurjonsson-theodor juliusson
Rams-Hrutar-Sigurour Sigurjonsson-Theodor Juliusson

rams-hrutar-sigurour sigurjonsson
Rams-Hrutar-Sigurour Sigurjonsson


rams-hrutar-sigurour sigurjonsson
Rams-Hrutar-Sigurour Sigurjonsson

rams-hrutar-sigurour sigurjonsson
Rams-Hrutar-Sigurour Sigurjonsson

rams-hrutar-sigurour sigurjonsson
Rams-Hrutar-Sigurour Sigurjonsson

rams-hrutar-theodor juliusson
Rams-Hrutar-Theodor Juliusson

rams-hrutar-sigurour sigurjonsson
Rams-Hrutar-Sigurour Sigurjonsson

rams-hrutar-sigurour sigurjonsson
Rams-Hrutar-Sigurour Sigurjonsson

İlk başta her ne kadar bu bir gurur meselesi gibi gözükse de yapılan tetkikler sonucu Sproti'ye Scrapie hastalığı teşhisi konulur.

İzlanda'ya 19. yüzyılda İngiltere'den koyun ithalatı vasıtasıyla bulaştığı bilinen Scrapie (Hayvanlarda görülen ölümcül bir viral hastalık) hastalığı sebebiyle itlaf edilen her koyun için ödeme yapan devlet ödemeyi 2 yıla yayar ve süre dolduğunda mağdurlar yeniden koyun alabileceklerdir.

Gummi 147 koyununu öldürüp, ağılını dezenfekte ederken, Kiddi koyunları elinden alınmasına rağmen ağılını dezenfekte etmeye yanaşmaz ve kendini alkole verir.

Kiddi: Bunu neden yaptın, Gummi?
Gummi: Kendi koyunlarımı kendim öldürmek istedim.

rams-hrutar-sigurour sigurjonsson
Rams-Hrutar-Sigurour Sigurjonsson

rams-hrutar-charlotte boving
Rams-Hrutar-Charlotte Boving

Kısa süre sonra Veterinerlik Müdürlüğü'nde çalışan koyun ağıllarını dezenfekte eden bir adam Gummi'nin evinde sakladığı koyunları fark ettiğinde Gummi ve Kiddi, Batı fiyordlarından hormonlu koyunlar getirmek yerine inatlarını kırıp, gururlarını bir kenara bırakıp, elde kalan koyunlarını kurtarmak için bir araya gelmek zorunda kalırlar.

rams-hrutar-theodor juliusson
Rams-Hrutar-Theodor Juliusson

rams-hrutar-sigurour sigurjonsson
Rams-Hrutar-Sigurour Sigurjonsson

rams-hrutar-sigurour sigurjonsson
Rams-Hrutar-Sigurour Sigurjonsson

rams-hrutar-theodor juliusson
Rams-Hrutar-Theodor Juliusson

rams-hrutar-sigurour sigurjonsson
Rams-Hrutar-Sigurour Sigurjonsson

rams-hrutar-theodor juliusson-sigurour sigurjonsson
Rams-Hrutar-Theodor Juliusson-Sigurour Sigurjonsson

rams-hrutar-theodor juliusson-sigurour sigurjonsson
Rams-Hrutar-Theodor Juliusson-Sigurour Sigurjonsson

Grímur Hákonarson ile röportaj


Grímur Hákonarson, ''Birbirinden ayrı iki kardeşin ve onların koyunlarının hikayesini anlatmak için ilham kaynağınız neydi?'' Sorusuna şöyle cevap veriyor:

Benim filmin genel olarak İzlanda'daki kır kültürüyle ve kırda yaşayan insanlarla birebir yaşadığım tecrübelere dayanıyor. Ailem kırsalda büyümüş ve ben de 17 yaşıma gelene kadar genelde yaz aylarında oralara yaşamaya ve çalışmaya gönderildim. Bence böyle bir özgeçmişten dolayı İzlanda'nın kırsal alanlarındaki hikayelerine, karakterlerine ve görsel diline karşı belirli hisler taşıyorum. Kırsaldan gelen hikayeler beni her zaman cezbetmiştir ve İNATÇILAR bu ortamda çektiğim ilk film değil.

Babamın Tarım bakanlığında çalışıyor olması, çiftçilik faaliyetlerinin nasıl idare edildiğinin ve tarımın zaman içerisinde nasıl değişip geliştiğinin iç yüzünü anlamamın kaynağı oldu. Babamın iş hayatında karşılaştığı en zor şeylerden biri, salgın hastalık durumunda hayvanların topluca öldürülüp öldürülmemesinin kararını vermekti.

Koyun çiftçiliği, 20. yüzyılın son yıllarına kadar adanın diğer kırsal alanlarında olduğu gibi, Kuzey İzlanda'da da birçok insanın kültürü olmanın yanı sıra geçim kaynağıydı da. Yani İzlanda koyunu geçmişte olduğu gibi bugün de birçok insan için kutsal sayıldığı gibi gururu ve eski alışkanlıkları temsil eder, insanların eski yaşam biçimlerini. Burada koyunlar asırlardan beri kırsal yaşam için çok önemli rol oynar ve bu toprağa derinden, İzlanda ruhuna ise sıkı sıkıya bağlıdır. Ülkemiz balıkçılık ve tarım üzerine kurulu ve RAMS filmini çektiğimiz Bardardalur'da koyun çiftçiliği hala ana istihdamı oluşturmaktadır.

Ama tarımın ötesinde, orada koyunlarla ilgili özel bir şeyler var. Bildiğim çoğu çiftçinin ehlileştirilmiş diğer hayvanlardan ziyade koyunlarla daha güçlü bir bağı var. Karma çiftliklere (inek, koyun, at yetiştirilen) sahip çiftçiler genellikle koyunlarla ilgilenirler. Masaya ekmeği inek getiriyor olabilir ama çiftçilerin ana hobisi ve tutkusu koyunlardır. İnsan ile koyun arasındaki ilişki her zaman özel bir şekilde samimi olmuştur, bu durum bana ilginç ve şaşırtıcı geldi.

Filmde resmetmek istediğim dünya bu. Doğada koyunlarıyla yalnız yaşayan ve hayvanlarıyla çok güçlü, duygusal bağlar geliştiren insanlar. Bu, modern toplumda çok ender rastlanan bir şey, ana karakterlerim Gummi ve Kiddi gibi insanların nesli tükeniyor. Bunun bir utanç olduğunu düşünüyorum. Belirli konularda eksantrikliği ve farklılığı seviyorum ve modern toplumda bile geçimimi bununla sürdürmeyi tercih ederim.

Ana karakterlerin Gummi ve Kiddi koyun çiftçisi, komşu ve kardeş - ama 40 yıldır konuşmuyorlar...

Komşular arasındaki tartışmalar İzlanda kırsallarında çok yaygın. Şahsen, dip dibe oturan insanların küstüğü, onlarca yıl sonra bile birbirleriyle tek kelime etmedikleri birçok örnek biliyorum. Hatta çoğu zaman neden düşman olduklarını bile hatırlamazlar. İzlandalılar inatçı ve bağımsız insanlardır, kendi ayakları üzerinde durmak isterler ve dışarıdan gelen her şeye karşı güvensizlik duyarlar. Orada bazen bütün mantığın da ötesine geçen bağımsız düşünme karakteri vardır.

Tartışmak için sebep çok, ama çoğu kez insanlar arazi, miras ve romantik konular hakkında tartışırlar. İnsanların, tenha yerlerde, ufak topluluklar halinde yaşıyorlarken en yakın komşularıyla konuşamıyor olmaları çok trajik bir durumdur. Aynı zamanda bu durumu oldukça komik bulurum. Yalnız yaşayan, bekar birçok çiftçi biliyorum. Çiftçilerin ailelerinde, erkek çocuklar işe devam etme eğilimindeyken, kız çocukları ise uzaklaşırlar. Erkek çocuklar çiftlikte sıkışır ve bir kadın ile tanışmak ya da herhangi bir arkadaşlık kurmak için çok az şansları vardır.

İç bölgedeki bir vadide yan yana yaşayan ama birbirleriyle konuşmayan iki kardeş: hayvanları dışında konuşacak kimseleri yoktur ama o kadar gururludurlar ki ikisi de pes edemezler. Bu durum, trajikomik ya da basit İzlanda mizahıyla dolu bir drama filmi için iyi bir kurgu ve kesinlikle beni kişisel olarak içine çeken bir hikaye.

''Scrapie'' olarak bilinen hastalığı nasıl öğrendiniz ve İNATÇILAR'ın öyküsel katalizörü yapmaya nasıl karar verdiniz?

Scrapie (BSE), İzlanda kırsalının karşılaştığı en zararlı hastalıktır. Bu koyunların beyin ve omuriliğine saldıran bir virüstür, hayli bulaşıcıdır ve tedavisi yoktur. Bu hastalık İzlanda'ya 19. yüzyılın sonlarında adaya gelen İngiliz koyunları ile yayılmıştır. Şimdiye kadar hastalığı tamamen yok etmek mümkün olmamıştır. Bu kış, Kuzeybatı İzlanda'da en az 3 scrapie vakası gördük. Yani çok yaygın ve hala insanları korkutuyor. Scrapie'den zarar gören, bütün hayvanlarını öldürmek zorunda kaldığı için akli travmalar yaşayan çiftçiler tanıyorum.

Yeğenimin koyunlarına Scrapie bulaşmıştı, hem kendisi hem kocası için büyük, duygusal bir şoktu. Onların psikolojik olarak nasıl etkilendiğine dolaysız olarak şahit oldum. Bir sürü çocukları vardı ve ayrıca at ve inek de yetiştiriyorlardı. Yani tamamen her şeylerini kaybetmiş sayılmazlardı. Fakat tek başına yaşayan, sadece koyunları olan ve tüm koyunlarını öldürmek zorunda kalan birinin nasıl hissedebileceğini düşünmeye başladım.

İNATÇILAR filminde, Scrapie salgını hikayeyi harekete geçiriyor. İki kardeş, atadan kalma koyun sermayesinin ortak ilgileri ve ortak amaçları olduğunu fark ediyor. Onlar, kendileri için en önemli olan şeyi yıkımdan kurtarmaya çalışan iki insan. Bir çiftçi için çiftlik hayvanlarını kaybetmekten daha kötü bir şey olamaz. Bence bu İzlanda ötesinde de insanların bağ kurabileceği bir hikaye ve ben de bu filmde bunu ele almak istedim.

Böylesine sert koşullarda hem mizahı hem de derin insanlığı bulmak için farklı türleri nasıl dengelediniz?

İNATÇILAR, bir bakıma drama ve kara mizahın karışımı olan İskandinav filmi gibi değerlendirilebilir. Kabul etmeliyim ki kendi mizahım oldukça basittir ve bu durum kesinlikle filmlerimi etkiliyor. İNATÇILAR, bazı çağdaş İskandinav filmleriyle, örnek olarak Bent Hamer'in KITCHEN STORIES ve Dagur Kári'nin NOI ALBINOI filmleriyle karşılaştırılabilir diye düşünüyorum.

İNATÇILAR iyi bir kara mizah örneği olsa bile, ben daha evrensel ve ilişki kurabileceğimiz bir insanlık hikayesi anlatmak istedim.

Filmdeki gerilim faktörü önceden planlanmamıştı ama bence bu karakterler için çıkar ve yaşam tarzı çok önemli olduğundan, filmi izleyen insanlarda bunu deneyimledi. Senaryoyu geliştirdiğimde, içine endişeyi dikkatli bir şekilde yerleştirdim, aynı zamanda filmi daha ilginç kıldığını düşündüm.

O kadar çok koyunun ve koçun olduğu bir filmde, iki unutulmaz, başrol oyuncunuzu nasıl seçtiniz ve onlarla nasıl çalıştınız?

Seyircinin bağlantı kurabileceği oyuncular olsun istedim, Sigurğur ve Theodór İzlanda'da en fazla saygı duyulan aktörleri arasında. Karakterlerin inandırıcı olması ve ekranda gerçekten hayat bulması için, çiftçilerin ruh halini anlamalarına büyük özen gösterdim. Gummi ve Kiddi'nin arkasında belirli örnekler var ve aktörlerimin o örneklerle tanışması çok önemliydi. Böylece akademik yollarla olduğu kadar ''arazideki'' tecrübeleri ile de koyun çiftçiliğini yakından tanıma fırsatı buldular. Onlara hem çalışmaları hem de rolleriyle birleştirmeleri için detaylı bir arka plan-hikayesi ürettim. Konuşmalar ve diyaloglar filmde oldukça sınırlı olduğundan dolayı, bu iki karakterin bireysel olarak güçlü ve ilginç olmaları gerekliydi ve aktörler bedensel ve sezgisel performanslarla bunu başardılar.

Sadece koyunlarla prova yaptığımız ve birkaç gün boyunca süren ''koyun prova periyodu''muz oldu. Koç yıkadık ve daha bir sürü şey. Sigurğur Sigurjonsson gençliğinde çiftlikte çalışmış, bundan dolayı o zaten yatkındı çiftçilik hayatına. Theodór Júlíussn'un da bazı tecrübeleri vardı, ama her ikisi de yaşantılarının büyük çoğunluğunu şehirlerde geçiriyorlardı ve biraz antrenman yapmaya ihtiyaçları vardı. Koyunları oyuncu olarak seçmek de, hazırlık ve öngörü gerektiren büsbütün bir maceraydı. Filmin yapım öncesi döneminden en sevdiğim hatıralar olarak aklımda kalanlar koyunlara yaptığımız ses testleriydi.

Sonuçta koyunların tabiatları çiftlikler arasında çok çeşitlilik gösterdiği ortaya çıktı. Gittiğimiz bir çiftlikte, koyunlar uysal değillerdi, onlara yaklaşır yaklaşmaz kaçtılar. Fakat koyunlarına sevgi ve şefkatle yaklaşan Begga adlı çiftçi bir kadının olduğu Halldórsstadir adında bir çiftlikle aramalarımızı sonlandırdık. Oradaki koçlar direk üzerimize gelip, kulaklarının arkalarını okşamamızı istercesine bize yaklaşıyorlardı. Oradaki koyunlar çalışmak için çok uygundu, hatta aktörlerle çalışmaktan bile kolaydı. Bardardalur'da yerli bir çiftçi olan Magnus Skarphedinsson koyun antrenörümüzdü ve harika bir iş çıkardı.

Şayet filmlerdeki hayvan aktörler için ödül vermeye karar verselerdi, eminim ki bunu en çok hak eden bizim koyunlarımız olurdu ve evlerine birçok ''heykelle'' dönerlerdi.

Virgin Mountain (Bakir Dev) filmiyle gönülleri fetheden yalnızların yalnızı Fúsi'yi (Gunnar Jónsson), Grímur rolüyle yine bir yalnızlık hikayesinde yan rolde de olsa görmek keyifliydi. Psikologlara göre yalnızlık hissi, kimse sizi takmadığında değil, ilgisini beklediğiniz kişi sizi takmadığında oluşurmuş. Dostum bu adam yalnızlık abidesi :)

Grímur Hákonarson, İzlanda'nın nefes kesen kış manzarasıyla bezeli Rams / Hrútar (İnatçılar) filminde İzlanda'nın kuzeyindeki Bardardalur (Bárðardalur) vadisindeki Bolstad çiftliğinden tamamen dağlık bölge olan Hvannalindir'e kadar uzanan iki kardeş ve sekiz koyunun hikayesini dram ve komedi, gerçeklik ve gerçeküstücülüğün hoş bir karışımı ile sunarken; nefretlerimizden, diyalog eksikliklerimizden bahsediyor, ilişkilerimizde duyarlılık ve daha fazla anlayışlı olmak eninde sonunda hepimiz için sevgiyi getirir ve ne olursa olsun ruhunuzu kaybetmeyin diyor. Özellikle finali oldukça duygu yüklü olan filmin müzikleri de çok güzel.

Rams / Hrútar (İnatçılar) Official Trailer


rams
Rams

Annem Unnur Stefánsdóttir anısına...

3 yorum:

  1. İzlanda`yı gidip gördüğümden bu filmi mutlaka izlemeliydim zaten. Nordic filmler herkese göre pek değil:) Konu ve diyaloglar çok yalın görünse de oyunculuklar filmi gayet iyi götürdü:)
    http://www.bbc.com/culture/story/20151012-is-nordic-humour-too-dark-for-the-rest-of-the-world

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Semi yorum için teşekkürler. Aslında yorum kısmında dışarıya link çıkışı yapmıyoruz ama Semi gelmiş kırk yılda bir yorum yazmış onu da yayınlamamak olmazdı. Film bittiğinde izleyenlerden birisi nasıl bulduğumu sorduğunda ben de Nordic filmler herkese göre değildir ama film güzeldi demiştim. Özellikle finalini çok beğenmiştim.

      Sil
  2. Teşekkürler, linki yayınladığın için özellikle teşekkürler:)

    YanıtlaSil